Erişilebilirlik

2 Mayıs 2005: Kemal Derviş'in UNDP Başkanlığı Ele Alınıyor


New York Times, Kemal Derviş’in Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın başına getirilmesini, doğru bir tercih olarak değerlendiriyor. Gazete, Kemal Derviş’in 2000 yılında Dünya Bankası görevinden ayrılarak Türkiye’de ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevini üstlendiğini hatırlatıyor ve Derviş’i Türk ekonomisini krizden kurtaran adam olarak tanımlıyor.

"Kemal Derviş’in Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının başına atanmasının bir başka boyutu daha var. Bu makam Genel Sekreter ve yardımcısından sonra Birleşmiş Milletler’in en önemli üçüncü görevi ve bu koltuğa şimdiye kadar hep bir Amerikalı otururdu. Bunun tek istisnası bir İngiliz olan son yöneticiydi. Derviş, kalkınma yardımı alan bir ülkeden gelen ilk yönetici olacak. Dünya Bankası’ndaki tecrübesi de göz önüne alındığında, Derviş’in bu özelliği, hem yardım yapan hem de yardım alan ülkelerin kaygılarının giderilmesinde önemli bir avantaj sağlayacaktır."

USA Today ise, Başkan Bush’un, sosyal güvenlik reformunu savunarak siyasi bir risk aldığını kaydediyor. Demokrat Parti’nin sadece Bush’un önerilerine karşı çıkmasını eleştiren gazete, sosyal güvenlik sisteminde değişikliğe gidilmesinin kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Demokratlar’ın da bu sürece kendi önerileriyle katkıda bulunması gerektiğini vurguluyor.

"Esas olarak yaşam süresinin artmasından kaynaklanan bu sorunu görmezden gelmek bir çözüm getirmiyor. Sosyal güvenliğin özel hesaplar açılarak sağlanması da bir çözüm değil. Tek çözüm, her iki partinin de, ödenecek bedeli mümkün olduğunca adil bir biçimde dağıtacak iyi niyetli bir çalışma içine girmesidir. Nihai olarak bulunacak çözüm, vergilerin artırılmasını, ödeneklerin azaltılmasını ve belki de sosyal güvenliğin özel hesaplar açılarak sağlanmasını içerecektir. Bush’un girişimi sosyal güvenlik sisteminin düzeltilmesi için ciddi bir tartışma platformu oluşturuyor. Şimdi asıl önemli soru, Demokratlar’ın da bu tartışmaya katılıp katılmayacağıdır."

Boston Globe, Kongre'den onay alan bütçeye sert eleştiriler yöneltiyor. Gazete, bütçenin Senatoda 47’ye karşı 52 oyla kabul edildiğini hatırlatıyor ve bazı senatörlerin oylama sırasında ülkenin geleceğini değil, kendi eyaletlerinin çıkarlarını düşünerek hareket ettiğini öne sürüyor.

"Alaska’daki doğal hayatı koruma alanının petrol üretimine açılması, çevreye vereceği zararın yanı sıra petrol fiyatlarının düşmesi için petrol üretiminin artması gerektiği gibi yanlış bir düşünceyi de güçlendirecektir. Oysa, Amerika’nın yabancı petrole bağımlılığını azaltacak ciddi bir tasarruf tedbiri, petrol fiyatlarındaki artışın önlenmesinde çok daha etkili olacaktır. Bütçe, sağlık harcamalarındaki artışa da önümüzdeki dört yıl için 10 milyar dolarlık bir sınırlama getiriyor. Fakat, federal bütçe sabitlenince, insanların ihtiyaçları ve sağlık harcamaları da sabit kalmıyor. Ayrıca vergi indirimleri de bütçe açığını artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır."

Christian Science Monitor ise Pekin yönetiminin, Çin’le birleşmeyi savunan Tayvan ana muhalefet partisi lideri Lien Chan’a devlet başkanı muamelesi yapmasını eleştiriyor. Gazete, Çin’in Tayvan içinde kendine yakın bulduğu politikacıları desteklemek yerine Tayvan’ın seçilmiş meşru yöneticileriyle görüşmesi gerektiğini yazıyor.

"Lien Chan Tayvan’ın seçilmiş yöneticisi değildir ve Çin’in aksine Tayvan’ın liderleri seçmenlerinin iradesini yansıtır. Tayvanlı seçmenler de Pekin yönetiminin etkisinden uzak kalan liderleri tercih eder. Çin eğer Tayvanlılar tarafından gerçekten ciddiye alınmak istiyorsa, hiçbir koşul öne sürmeden Tayvan’ın devlet başkanıyla görüşmelidir."

XS
SM
MD
LG