Erişilebilirlik

'Aşırı Şişmanlık İnsan Ömrünü Azaltıyor'


İnsanların ortalama yaşam süresi, son 30-40 yıldır uzuyor. Ancak Amerika’nın en saygın tıp yayınlarından New England Journal of Medicine’de yeni yayınlanan bir araştırmaya göre bu olumlu eğilim, obesite olarak adlandırılan aşırı şişmanlığın artmasıyla tersine çevrilme tehlikesiyle karşı karşıya.

İstatistiklere göre, Amerika’da aşırı şişman kişilerin sayısı giderek artıyor. Araştırmacı David Allison, aşırı şişman kişilerin başka sağlık sorunlarıyla da karşı karşıya kaldıklarını söylüyor:

"Şişmanladıkça, daha erken ölüm, kalp ve safra kesesi hastalıkları, bazı kanser türleri, şeker hastalığı, yüksek kolesterol gibi pek çok sağlık sorunuyla karşılaşmaya başlıyorsunuz."

Doktor David Allison ve ekibi, yaptıkları araştırmalarda, aşırı şişmanlığın ortalama ömür süresini Amerikalılar için 3 ila 9 ay kadar kısalttığı sonucuna varmış…Bu süre, kulağa çok da uzun gibi gelmiyor ancak kaza, intihar ve cinayet nedeniyle kısalan ömür süresiyle karşılaştırıldığında oldukça uzun bir süre olduğu ortaya çıkıyor.

Uzmanlar, bu yüzyılın sonunda aşırı şişmanlığın ortalama yaşam süresini kısaltacağına inanıyor. Alabama Üniversitesi’nden Doug Passaro, bugünkü gençlerin anne-babalarından çok daha şişman olduklarını belirtiyor:

"Bizi asıl kaygılandıran yaş grubu, bugün bluğ çağında olanlar ve genç yetişkinler…Bu kişiler arasında aşırı şişmanlığa çok sık rastlanıyor. Eğer aşırı şişman olan gençler bu sorunu çözmek için hemen birşeyler yapmazsa ilerki yaşlarda ortalama yaşam sürelerinin 5 ila 10 yıl kısalacağını tahmin ediyoruz."

Doktor Doug Passaro, araştırmalarını yaparken bugün elde ettikleri verilerin, gelecekte insan yaşamını nasıl etkileyeceğine dair tahmin yapmalarını sağladığını söylüyor. Ancak Passaro, durumun kötü olduğunu ve tahminlerinin doğru çıkmasını istemediklerini belirtiyor:

"Aşırı şişman kişilerin bir anda iyileştirilmesinin mümkün olmayacağını herkesin anlamasını istiyoruz. Yapmamız gereken şey, genel olarak topluma yönelik stratejiler belirlemektir."

Araştırmaya katkıda bulunan bir doktor da Boston Çocuk Hastanesi’nden David Ludwig…Ludwig, aşırı şişmanlığın önüne geçilememesi durumunda kalp krizlerinin gençler arasında yaygınlaşacağı konusunda uyarılarda bulunuyor. Chicago’daki Illinois Üniversitesi’nden şişmanlık uzmanı doktor David Allison, bu araştırma Amerika’da yapılmış olsa da aslında aşırı şişmanlığın küresel bir sorun olduğuna dikkat çekiyor:

"Aşırı şişmanlık, dünya nüfusunun hemen her kesiminde hızla artıyor. Çin’de, Afrika’da, Avrupa’da, Latin Amerika’da, aşırı şişman kişilerin sayısında artış görüyoruz. İster doğuda ister batıda olsun, şişmanlık çok büyük bir sorun haline geliyor."

Aşırı şişmanlığın nedenleriyse çok çeşitli ve bu nedenler, çok tartışma yaratıyor. Refah düzeyinin yükselmesi, daha fazla gıda tüketimine yol açıyor. Ayrıca günümüzde insanlar, hayatlarını daha az hareket ederek geçiriyor ve masa başı işlerinde çalışanların sayısı giderek artıyor. Ancak bazı uzmanlar, aşırı şişmanlığa, fast food türü gıdaların tüketimindeki artışın neden olduğunu düşünüyor. Ayrıca kalorisi yüksek ancak besin değeri düşük gıda maddeleri üreten şirketlerin halkı reklam bombardımanına tutması da aşırı şişmanlığın artmasına neden oluyor. Peki “aşırı şişmanlık” nasıl belirleniyor? Kimlere “aşırı şişman” deniyor? Tıp çevrelerine göre aşırı şişmanlık, bir kişinin beden kütle endeksinin 30 ya da üzerinde olması olarak tanımlanıyor. Beden kütle endeksinizi hesaplamak için boyunuzun karesini alıp kilonuza bölüyorsunuz. Çıkan sonuç, size beden kütle endeksinizi gösteriyor. Beden kütle endeksi 25 ve altında olan kimseler normal kiloya sahipken, 25-30 arası şişman, 30 üzeri ise aşırı şişman sayılıyor.

Obezite Şeker Hastalığına da Yol Açıyor

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde çocuk hastalıkları uzmanı ve Los Angeles’daki Çocuk Hastanesi’nin başhekimi olan Profesör Francine Kaufman, Tip 2 olarak adlandırılan şeker hastalığı türünün gerek Amerika’da, gerekse dünyanın başka ülkelerinde “salgın” haline geldiğini belirtiyor. Bu konuda “Diabesity” adlı bir kitap yazan profesör Kaufman, şeker hastalığının nedenlerini inceliyor. Şeker hastalığı, insan bedeninin şekeri gerektiği gibi kullanamaması halinde ortaya çıkıyor:

"Pankreasın salgıladığı insülin hormonu, vücudumuzun, tükettiğimiz besinlerdeki şekeri kullanmasını sağlıyor."

Tip 1 diyabet, vücudun insülin hormonu üretememesiyle ortaya çıkıyor. Vücudun savunma sistemindeki bir aksaklığa işaret eden Tip 1 şeker hastalığı, daha çok genç yaşlarda ortaya çıkıyor. Tip 2 diyabet ise pankreasın ürettiği insülin hormonunun miktarının yeterli olmaması ya da gerektiği gibi kullanılamamasıyla baş gösteriyor.. Kötü beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz bir yaşam tarzı, insan vücudunun ürettiği insülinin işlevini yitirmesine neden oluyor. Bir zamanlar “orta yaş hastalığı” olarak kabul edilen tip 2 diyabet, artık çocuklarda ve gençlerde de ortaya çıkıyor. Doktor Kaufman, tip 2 diyabetin bir “salgın hastalık” haline geldiğini söylüyor. Kaufman, “fast food” olarak tanımlanabilecek besin değeri düşük ancak kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketilmesinin Amerika’da ve hatta yoksul ülkelerde bu salgına yol açtığını kaydediyor."

"Kalorisi yüksek, besin değeri düşük yiyecekleri gelişmekte olan ülkelere ihraç ediyoruz. Ayrıca bu tür yiyecekler bu ülkelerde de üretiliyor. Böylece insanlar daha fazla şekerli içecek ve fast food türü yiyecekler tüketiyor."

Doktor Kaufman, Çin ve Hindistan gibi ülkelerde yaşam standardının yükselmesiyle birlikte insanların daha az egzersiz yaptığını, bunun da şeker hastalığının artışını körüklediğini söylüyor:

"Tüm dünyada günde yaklaşık 20 bin kişiye şeker hastalığı teşhisi konuyor. 2020-2025 yılları arasında dünyada şeker hastalarının sayısının 330 milyona çıkacağını tahmin ediyoruz."

Doktor Kaufman, bu eğilimin tersine çevrilebileceğini ancak bunu başarmak için uluslararası bir çaba harcanması gerektiğini söylüyor. Kaufman’a göre okullarda kola, gazoz gibi şekerli ve asitli içeceklerin satışı yasaklanmalı, hem çocuklar hem de yetişkinler susadıkları zaman meşrubat ya da asitli içecekler yerine su içmeyi tercih etmeli. İnsanlar daha fazla yürümeli ve sebze ve meyve tüketimine ağırlık vermeli:

"Ayrıca toplumumuzda neler olup bittiğine de bakmalıyız. Örneğin oturduğunuz muhit, geceleri köpeğinizle dışarı çıkıp dolaşabilmeniz için yeterince güvenli mi? Yaşadığınız mahallede çocuklarınız serbestçe dışarı çıkıp oynayabilir mi yoksa çocuklarınızın güvenliğiyle ilgili kaygılarınız var mı? Eğer bu sorulara yanıtlarınız olumsuzsa o zaman toplum olarak bir şeyler yapmamız gerekiyor demektir."

Aerikan Bulaşıcı Hastalıklarla Mücadele ve Önleme Merkezi, 2000 yılında doğan her 3 Amerikalıdan birinin şeker hastası olabileceğini tahmin ediyor. Ancak yaşam tarzında yapılacak bazı küçük değişiklikler, bu tahminin doğru çıkmasını önleyebilir.

XS
SM
MD
LG