Erişilebilirlik

17 Mart 2003: Hizbullah ve Hamas Siyasi Sürece Çekilebilecek mi?


Christian Science Monitor, Amerika ile İsrail’in terörist olarak nitelediği Hizbullah ve Hamas gibi örgütlerin demokratik sürece katılıp katılamayacağını sorguluyor. Gazete, Başkan Bush’un daha önce teröristlerin barışçıl yöntemlere ikna edilemeyeceği varsayımından hareket ettiğini hatırlatıyor ve bu nedenle Bush’un Hizbullah’a silah bırakarak siyasi sürece katılması önerisinde bulunmasını önemli bir politika değişikliği olarak yorumluyor:

"İsrail de, Amerika gibi hem İsrailli sivillere saldıran hem de Filistinlilere sosyal hizmetler götüren Hamas’ın Filistin seçimlerinde siyasi bir güç olduğunu kabul etmek zorunda kalabilir. Irak’ta da seçilmiş Şii ve Kürt liderler, esas olarak Sünnilerin desteklediği isyanı bastırmak amacıyla Sünni azınlığı da kapsayacak bir yönetim oluşturmaya çalışıyor. Ortadoğu’da terörizm ateşini demokrasi suyu ile söndürmek en doğru harekettir."

USA Today gazetesi de Hizbullah’ın aralarında Amerikalıların da bulunduğu bir çok hedefe saldırdığını ve Amerikalı bir çok yetkilinin Hizbullah’ı El Kaide’den sonraki en önemli terör örgütü olarak gördüğünü hatırlatıyor. Gazete buna rağmen Amerika’nın Hizbullah’a yaklaşımındaki değişimi, bu örgütün Lübnan’ın ve hatta Ortadoğu’nun istikrarı açısından taşıdığı öneme bağlıyor:

"Hizbullah’ın tamamen siyasi bir partiye dönüşmesi diğer terörist örgütler ve potansiyel teröristler açısından bir örnek oluşturacaktır. Bölgedeki diktatörlük rejimlerini aşındıran demokrasi dalgalarını güçlendirecektir. Terörist bir örgüt siyasi bir oluşuma dönüştürülebilir mi? Kuzey İrlanda örneğini hatırlayın. 1970’lerde İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu da silahlı ve yıkıcı bir örgüttü. Ama şimdi İrlandalı Katoliklerin büyük bir kısmı silahlara değil siyasete inanıyor."

Gündemin bir başka önemli konusu ise Başkan Bush’un Dünya Bankası başkanlığı için Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’i aday göstermesi. Washington Post, Bush’un bu tercihini Dünya Bankasının önemini kavraması olarak yorumluyor. Wolfowitz’in Irak savaşındaki rolü nedeniyle tepki görebileceğini belirten gazete, kalkınma konusundaki tecrübesiyle Dünya Bankası başkanlığı için doğru bir isim olduğunu savunuyor ve diğer ülkelere adaylığının engellenmemesi çağrısında bulunuyor.

"Wolfowitz’in çok uluslu bir kuruluşun başkanı olarak daha uzlaşmacı bir tavır izlemesi şarttır.. Wolfowitz’in demokratikleşme konusundaki düşüncelerini de gözden geçirmesi gerekecek. Dünya Bankası demokrasi yayan bir kuruluş değil, yoksullukla mücadele eden bir kuruluştur. Elbette ki Dünya Bankası ekonomik kalkınmayı teşvik ederken şeffaflık, hesap verme ve yolsuzluğa karşı diğer önlemleri teşvik ederek demokratik değerleri desteklemektedir. Orta vadede, ekonomik kalkınma ve bir orta sınıf oluşturulması demokrasiyi güçlendiren eğilimlerdir. Eğer Wolfowitz Dünya Bankasını başarıyla yönetebilirse, özdeşleştiği demokrasiyi yayma davasına da hizmet etmiş olacaktır."

New York Times ise Bush’un Birleşmiş Milletler temsilciliğine John Bolton’u atamasından sonra Dünya Bankası başkanlığına da Paul Wolfowitz’i aday göstermesini uluslararası topluluğa atılmış bir şamar olarak yorumluyor. Dünya Bankasının kalkınmakta olan ülkeler için büyük önem taşıyan bir kuruluş olduğunu vurgulayan gazete, Wolfowitz’in bir zamanlar terörle savaşta yoksullukla mücadelenin önemini vurgulayan kişi olduğunu hatırlatıyor.

"Wolfowitz’in bu yeni görevinde daha önceki görüşlerine döneceğini ummak dışında yapılacak fazla bir şey yok. Dünya Bankası başkanlığı bütün hayatını ekonomik kalkınma ve yoksullukla mücadeleye adamış, işine dört elle sarılmış bir lider gerektirir. Bu görev, Başkan Bush’un yeni bir siyasi zafer kazanmak için kullanması açısından çok riskli bir görevdir."

XS
SM
MD
LG