Erişilebilirlik

2 Mart 2005: Köşe yazarları Ortadoğu'daki Siyasi Gelişmelere Yoğunlaşmaya Devam Ediyor


Christian Science Monitor muhabiri Annia Ciezadlo, “Kuzey Irak’taki 80 bin kişilik peşmerge güçleri ne olacak” sorusuna cevap arıyor. Peşmergelerin Irak ordusunun emir komuta zinciri içinde olmadığını hatırlatan muhabir, Kürt liderlerin bütün milis güçlerin dağıtılması kararının kendilerini bağlamadığı düşüncesinde olduğunu da aktarıyor:

"Seçeneklerden biri peşmergeleri hep yaptıkları işle, Kürdistan’ın savunmasıyla görevlendirmek. Ancak Kürtler Irak’ta güç kazandıkça, Türk hükümetinin de bağımsız Kürdistan saplantısı artıyor. Türkiye’nin sınırlarında, kendi savaş gücüne sahip güçlü bir özerk bölgeyi hazmetmek Ankara için çok zor. Bir başka seçenek ise, peşmerge komutanlarının Irak ordusu içine alınması. Ancak, ne kadar deneyimli olurlarsa olsunlar, Kürt subaylara görev verilmesi, etnik gerginliği daha da artırabilir."

New York Times ise Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Ortadoğu bölümü eski yöneticilerinden Flynt Leverett’in Lübnan ve Suriye’deki son gelişmeleri değerlendiren bir makalesine yer veriyor. Leverett, Bush yönetimindeki şahinlerin, Lübnan’ın eski başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesini kullanarak, Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesini gündeme getirdiğini belirtiyor. Bu şahinlerin, daha sonra Lübnan’da Batı yanlısı ve İsrail dostu bir yönetim oluşturmayı planladığını kaydeden yazar, hedeflerden birisinin de Suriye’deki Baas yönetiminin devrilmesi olduğunu vurguluyor:

"Bush yönetimi, Lübnan’da, kendi ifadesiyle ülkenin farklılıklarını yansıtacak bir siyasi düzenin Hizbullah’ın ciddi bir rol üstlenmesi anlamına geldiğinin farkında mı? Ayrıca, Beşir Esad yönetimindeki rejimin birdenbire yıkılması, Amerikan çıkarlarına hizmet etmeyebilir. Çünkü Suriye de, en az Lübnan veya Irak kadar parçalı bir yapıya sahiptir. Esad’ın devrilmesinin kısa vadeli muhtemel sonucu kaos olacaktır. Bu kaostan çıkması muhtemel siyasi düzen ise İslamcı ağırlıklı olacaktır. Sonuç olarak, Suriye’de reform yapmanın yolu, Esad’ı tecrit etmekten ve devirmekten değil, onu sürece katmak ve güçlendirmekten geçiyor."

Boston Globe ise, Mısır devlet başkanı Hüsnü Mübarek’in bu yıl yapılacak devlet başkanlığı seçimine başka adayların da katılmasına izin vermesini mercek altına alıyor. Bu kararda Bush yönetiminin baskısının önemli bir rol oynadığını kaydeden gazete, Mübarek’in bu tavrının gerçek bir reform başlangıcı değil siyasi bir manevra olabileceği görüşüne yer veriyor:

"Eğer Mübarek, kendi denetimindeki parlamentonun onayladığı muhalif partilerin adaylarıyla yarışarak yeniden seçilecekse, eğer 1981 yılında Enver Sedat’ın öldürülmesinden bu yanan yürürlükte olan olağanüstü hal devam edecekse, eğer Mısır basının tek özgürlüğü Mübarek’e övmek ve İsrail’i yermek konusunda olacaksa, Bush yönetiminin Mübarek’i Mısır siyasi sistemini açmaya zorlayan girişimleri fazla bir anlam taşımayacaktır."

Los Angeles Times, Ortadoğu’daki son gelişmelerin demokrasinin bu bölgede kök salması olarak yorumlanmasında acele edilmemesi gerektiğini savunuyor. Gelişmelerin cesaret verici olduğunu vurgulayan gazete, bununla birlikte devrimlerin birkaç içinde gerçekleşemeyeceğine dikkat çekiyor ve Ortadoğu’daki liderlerin iktidarlarını ne ölçüde paylaşmaya hazır olduğunun henüz netleşmediğinin altını çiziyor:

"Washington, bölgede çatışan çıkarlara sahip. Halk ayaklanmalarının ortadan kaldırabileceği istikrar, petrol akışını güvence altına alıyor. İstikrar, aynı zamanda bölgedeki otoriter yönetimlerin terörle savaşta desteğinin sürmesini de sağlıyor. Rejim değişikliğini ve bir gecede demokrasinin gelebileceğini savunanlar, bu durumu kötü senaryo olarak yorumlayabilir. Ama aslında bu durum, bölgenin tarihsel gerçeğini yansıtıyor."

XS
SM
MD
LG