Erişilebilirlik

7 Ocak 2005: YTL ve Filistin Seçimleri Tartışılıyor


“Yeni yılın ilk gününde milyonlarca Türk, milyonlarını kaybetti ama hiç biri daha da fakir olmadı”. Christian Science Monitor muhabiri Yigal Schlefier, Türk Lirasından altı sıfır atılarak Yeni Türk Lirasına geçilmesini bu sözlerle aktarıyor. Yeni Türk lirasına geçişin uluslar arası saygınlık ve ekonomik istikrar arayışıyla bağlantılı olduğunu belirten muhabir, bu adımın Türkiye’deki yüksek enflasyonun kontrol altına alınmasıyla gerçekleşebildiğini vurguluyor:

"Bir çok Türk için yeni para birimi, ekonomide normal bir işleyiş, inişli çıkışlı sürecin sonu ve daha büyük bir istikrar umudu anlamına geliyor. Türk liderler de yeni liranın, Türkiye’nin uluslar arası ekonomi sahnesine çıkmasının, ya da en azından yabancı şirketlerin bol sıfırlı bir denizde boğulmadan yatırım yapabilecekleri bir ülke haline gelmesinin bir işareti olmasını umuyor. Aslında bütün hepsinin arkasında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olma çabaları yatıyor. Liradaki fazlalıkların atılması, Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olma çabasının en somut örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir."

Bugünkü Amerikan gazetelerinde öne çıkan bir başka konu da Pazar günü yapılacak olan Filistin devlet başkanlığı seçimi. Seçimi, ılımlı lider Mahmud Abbas’ın kazanmasına kesin gözüyle bakıldığını hatırlatan Boston Globe, seçim sonrasında İsrail başbakanı Ariel Şaron’un Gazze’deki Yahudi yerleşimlerini boşaltma planını uygulamaya sokacağını belirtiyor. Gazete, bu aşamadan sonra Filistinlilerin kendi krizleriyle karşı karşıya kalacağını belirterek, Abbas’ın radikal Filistinli örgütleri ikna etme çabasında ciddi sorunlar yaşayacağını vurguluyor:

"Eğer ikna çabaları başarısız olursa, tıpkı Şaron’un fanatik Yahudi yerleşimcilere karşı yaptığı gibi, Abbas’ın da silahlı Filistinli örgütlere karşı tavır alması gerekecek. Abbas’ın, Arafat’ın yerine geçme çabasındaki ana çelişki çok açık: Filistinlilere silahlı intifadanın kendi davalarına zarar verdiğini anlatırken yeterince net konuşuyor ancak şiddeti bitirebilmek ve İsrail’le işgalin sona erdirilmesi görüşmelerine başlayabilmek için, silahlı örgütleri silah bırakmaya ikna edecek kadar güçlü bir lider de olması gerekiyor."

Washington Post ise, Irak’taki Geçici Koalisyon Yönetimi ile Amerika’nın Bağdat büyükelçiliği eski hukuk danışmanı Brett McGurk’ın Irak seçimleriyle ilgili bir makalesine yer veriyor. Ay sonunda yapılacak seçimin hem Irak’taki mücadele hem de terörle savaş açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan yazar, bu nedenle Sünni grupların seçimin boykot edilmesi çağrılarının dikkate alınmaması gerektiğini savunuyor. McGurk, geçici anayasanın, azınlıkların da haklarını koruyan denetim mekanizmaları içerdiğini ve Iraklı Sünnilerin seslerini duyurma hakkı bulunduğunu belirtiyor:

"Elbette, geçici anayasa ve seçim sonrası planlarımükemmel değil. Kalıcı anayasanın nasıl onaylanacağı konusundaki anlaşmazlıklar sürüyor ve seçilecek meclis, dinin yönetimdeki rolü konusunda tartışmalara sahne olacaktır. . Ama zaten olması gereken de budur. Önemli olan seçim sonrasındaki yönetimin genel yapılanmasına ilişkin ortak bir anlayış olmasıdır. Ve bu yapılanma şiddeti reddeden ve siyasi sürece katılan azınlıklara önemli bir nüfuz alanı vermektedir."

Başkan Bush’un Adalet Bakanlığına atadığı Alberto Gonzales’in Senato Adalet Komisyonunda yaptığı açıklamaları değerlendiren Washington Post, Gonzales’in işkenceyi onaylamadığı yönündeki ifadelerini memnuniyetle karşılıyor. Ancak gazete, Gonzales’in işkencelere yol açan 2002 tarihli yönetmelikteki rolüyle ilgili sorulara verdiği cevapların tatmin edici olmadığı görüşünde:

"Gonzales’in bakanlığının onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ama aralarında bazı Cumhuriyetçilerin de bulunduğu komisyon üyelerinin adayı dikkatle sorguya çekmeleri sayesinde, Bush’un Gonzales’i sadakati nedeniyle ödüllendirmekle yanlış bir iş yaptığı ortaya çıktı. Bu ülke, hem insanlığa hem de uluslararası sözleşmelere saygı duymayan bir adalet bakanına laik değildir."

XS
SM
MD
LG