Erişilebilirlik

Georgetown Üniversitesi’nde Türk Tipi Başkanlık Sistemi Tartışıldı


Washington’daki Georgetown Üniversitesi’nde “Türkiye’de Rejim Değişikliği: Türk Tipi Başkanlık Sistemi” konulu bir panel düzenlendi. Üniversitenin Türk Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü enstitü başkanı Sinan Ciddi yaptı. Katılımcılar Woodrow Wilson Merkezi Ortadoğu Programı Direktörü Henri Barkey ve gazeteci Amberin Zaman’dı.

Toplantıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminden cumhurbaşkanlığına ve bugün referanduma konu olan başkanlık sistemi tartışmalarına kadar uzanan dönem, referendum sonrası ortaya çıkması beklenen durum ve tartışılan başkanlık modeli masaya yatırıldı.

Henri Barkey başkanlık sistemine uzanan yolda özellikle 2007 yılının çok önemli bir kırılma noktası olduğunu söyledi. Barkey’e göre 2007 yılı ordunun Türkiye’de ciddi anlamda gücünü yitirdiği bir yıl oldu. Barkey “2007’de ordunun da yolundan çekilmesinden sonra Türkiye’de zaten seçimleri kazanmayı arzulamayan bir muhalefet olduğu için Tayyip Erdoğan’ın karşısında sadece Fettullah Gülen kaldı. Erdoğan’ın iktidarının ilk yıllarında bu ikili son derece uyumlu çalıştı ama bu ikilinin birgün karşı karşıya gelmesi son derece doğal ve beklenen bir durumdu. Gülen 2013 yılındaki yolsuzluk iddialarını ortaya atmakla bir hata yaptı ve bu da Erdoğan’a Gülen’i köşeye sıkıştırma şansı tanıdı. Ama bunun Erdoğan’ın uzun süredir planladığı birşey olduğunu da düşünebilirsiniz çünkü Erdoğan kariyeri boyunca hep bir sonraki adımını planlamış biridir” diye konuştu. Barkey ayrıca Erdoğan’ın sürekli olarak kendisini Atatürk ile kıyasladığını da öne sürdü.

Getirilmek istenen başkanlık sistemine değinen Barkey bu sistemle Erdoğan’ın en az 2032 yılına kadar ya da daha uzun bir süre iktidarda kalabileceğini iddia etti. Barkey bu şekilde Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak Atatürk’ten daha uzun süre ülkeyi yönetme şansı elde edeceğini belirtti.

Barkey “Anayasa, başkanın iki dönem seçilebileceğini söylüyor. Erdoğan’ın şu anki görev yaptığı süre değerlendirme dışında tutuluyor. Hal böyle olunca Erdoğan, referandumu kazanması halinde, 2029’a kadar görevde kalabiliyor. Ancak eğer parlamento 2029 yılından bir yıl önce erken seçime gitme kararı alırsa o durumda ikinci dönemi sayılmıyor ve yeniden aday olup seçilebiliyor. Bu durumda da sağlığı da elverirse Erdoğan tekrar aday olup 2032 yılına kadar ya da daha da uzun bir süre başkan olarak kalabilecek” dedi.

Gazeteci Amberin Zaman da Erdoğan’ın kendisini Türkler’in babası gibi gördüğünü, Osmanlı ruhunu canlandırmaya çalıştığını, bir yandan da kendisinin modern zamanların Robin Hood’u olduğunu düşündüğünü söyledi. Zaman, Erdoğan ile Rusya lideri Viladimir Putin’in birçok noktada ciddi benzerlikleri olduğunu da öne sürdü.

Amberin Zaman, referendumda kullanılacak oy pusulalarının renklerinin bile Evet/Hayır konusunda ülkede sürekli olarak alevlendirilmeye çalışılan kutuplaştırma eylemlerinin bir yansıması olduğunu ileri sürdü.

Amberin Zaman "Herkes gece gündüz sürekli olarak TV ekranlarından bu ayrıştırıcı propagandaya maruz kalıyor. Alternatif haberlere ve kaynaklara erişme şansları da yok. Öte yandan bu defa muhalefetin daha akılcı davrandığını görüyoruz. Muhalefet anayasa değişikliğini mahkemeye götürmeme kararı aldı. Bunun Erdoğan’ın işine yarayacağını gördü. Çünkü bunu yapsalar Tayyip Erdoğan çıkıp, ‘bakın gördünüz mü bu partiler her zaman toplumun isteklerine, kararlarına karşı mücadele ediyorlar’ diyecekti. Tüm anketler şu anda çok yakın bir çekişme olduğuna işaret ediyor ama önemli olan sandıkta neler olacağı. Burada hile olabileceğine dair kaygılar var biliyorsunuz. Bu noktada Almanya Başbakanının seçimlere gözlemci gönderilmesi konusunda yaptığı bir çağrı da var” dedi.

Katılımcılar ayrıca referandumdan ‘Hayır’ çıkması durumunda Erdoğan’ın ciddi anlamda güç kaybedeceği görüşünde birleştiler.

XS
SM
MD
LG