Erişilebilirlik

AB Komisyonu Türkiye’yle Anlaşmayı Savundu


AB ile Türkiye arasında 29 Kasım'da yapılan zirvede mülteci krizi, üyelik müzakereleri ve vize serbestisi ana gündem maddelerini oluşturdu.

AB ile Türkiye arasında 29 Kasım'da yapılan zirvede mülteci krizi, üyelik müzakereleri ve vize serbestisi ana gündem maddelerini oluşturdu.

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında mülteci sorunu başta olmak üzere pazar günü varılan anlaşma tartışılmaya devam ediyor. Avrupa Parlamentosu’ndan gelen sert eleştirileri Avrupa Birliği Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans göğüslemek zorunda kaldı

Avrupa Birliği Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Avrupa Parlamentosu’nda Avrupa Birliği ile Türkiye arasında varılan anlaşmaya yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi. Olağan gündeme son dakikada eklenen bir oturumda konuşan Timmermans, Türkiye’deki Suriyeli mültecilere 3 milyar Euro kaynak aktarılmasına yönelik eleştirilere, “İnsanları orada tutmak ve onlara orada yardımcı olmak Avrupalı vergi mükellefleri için daha ucuz” cevabını verdi. Timmermans, “ortak çıkarlara dayanan bir anlaşma sağlamanın utanılacak bir yanı olmadığını” söyledi.

Anlaşmanın, “kaçakçıları ve geçişlerdeki tehlikeyi denklem dışına iteceğini belirten Timmermans, uzlaşıyla birlikte göçü teşvik eden bazı itici faktörlerin üzerine gidildiğini ve bunun akıllı bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Vize serbestisini de savunan Timmermans, Türkiye ile vize politikalarının aynı çizgide olması durumunda “Türklerin kendi dış sınırlarına üçüncü ülkelerden uluslararası koruma hakkı olmayanlar geldiğinde eyleme geçmelerinin ve bu kişileri durdurmalarının daha kolay olacağının” altını çizdi. Vize serbestisinin Türkiye’nin biyometrik pasaportlara sahip olması anlamına geleceğini bunun da Avrupa Birliği’ne dış sınırlarını korumada kolaylık sağlayacağını vurgulayan Timmermans, her şeye “Türkiye’nin önünde diz çökülüyor” mantığıyla yaklaşılmamasını istedi.

Türkiye’yle başlıkların açılmasını eleştirenleri, insan haklarından taviz verildiğini savunanları anlamadığını vurgulayan Timmermans, “23’üncü (yargı ve temel haklar) ve 24’üncü (adalet, özgürlük ve güvenlik) başlıklar için açılış kriterleri belirlenmesi Türkiye’yi insan hakları diyaloğuna angaje etmenin en iyi yolu. Bu başlıkların açılması Türkiye’yi bugün yaptıkları hatalardan uzaklaştırmanın mümkün olan en iyi yolu” dedi.

Timmermans, “Türklere sırtımızı dönüp aman boş ver diyerek Türkiye’deki durumu iyileştirebileceğimize gerçekten düşünüyor musunuz? Ben düşünmüyorum. Angaje olarak sonuç alınacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Oturumda söz alan parlamenterlerin insan hakları ve medya özgürlüğü alanlarına yönelik vurguları dikkat çekti:

-Manfred Weber (Avrupa Halk Partisi Grubu Başkanı): Başlıkların açılmasına destek veriyoruz ama sürecin ucu açık. Medya özgürlüğü, temel özgürlükler ve insan hakları gibi önemli konular gözden kaçırılmamalı.

-Gianni Pittella (Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Başkanı): Açık çek söz konusu değil. Türkiye’nin geleceği AB’de ve AB’ye ihtiyacı var. İnsan hakları ve temel özgürlüklerde gelişmeler endişe verici.

-Guy Verhofstadt (Liberal Grup Başkanı): Zirve sonunda yayımlanan bildiride insan hakları, medya özgürlüğü ve demokrasiden tek kelime bahsedilmemiş olması utanç verici. Durum her gün daha kötüye gidiyor.

-Rebecca Harms (Yeşiller Grubu Eş Başkanı): Türkiye’de olanların sürmesine izin veremeyiz. İç gelişmelere baktığımızda görmezden gelemeyeceğimiz şeyler var.

-Nigel Farage (Avrupa Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Grubu Eş Başkanı): Türkiye zayıflığımızdan yararlandı ve şantaj yaptı. Türkiye’yle siyasi entegrasyon sadece aptalca değil aynı zamanda çok da tehlikeli.

XS
SM
MD
LG