Erişilebilirlik

Son dönemde İsrail’i özellikle Filistin sorunu bağlamında attığı adımlar nedeniyle oldukça sert şekilde eleştiren hatta ilişkilerin seviyesini düşüren Avrupa Birliği, “söylem-eylem” dengesini bir türlü tutturamadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Geçen Mayıs ayında İsrail’i açıkça ve alışık olunmayan bir tonla kınayan Avrupa Birliği, bu ülkeyle hem siyasi hem de ekonomik işbirliğini geliştirme amacıyla önemli bir adım attı. Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği-İsrail Ortaklık Konseyi’nde taraflar arasında 15 başlık altında 60 yeni alanda işbirliğinin geliştirilmesi kararı alındı.

Avrupa Birliği kanadını Dönem Başkanı Kıbrıs Rum Kesimi’nin Dışişleri Bakanı Erato Kozakou-Marcoullis ve Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle’nin, İsrail’i de Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın temsil ettiği toplantıda alınan karar tarımdan bilime, enerjiden ulaştırmaya kadar çok sayıda işbirliğini devreye sokacak ve aynı zamanda da İsrail’in Avrupa Birliği ajanslarıyla ilişkilerini daha güçlendirmesi sonucunu doğuracak bir içeriğe sahip.

İsrail’in 2008’de Gazze’ye düzenlediği saldırının ardından ilişkileri üst düzeye taşıma çalışmaları askıya alınmış, geçen mayıs ayında da Brüksel, İsrail’in adımlarını barışa tehdit olarak gördüğünü net şekilde ortaya koymuştu. Bugün atılan adım akıllara, “Gelinen aşamada ilişkilerin ileriye götürülmesini gerektirecek ne tür bir gelişme yaşandı?” sorusunu getiriyor. Avrupa Birliği yetkililerinin bu soruya cevabını ise “Değişen bir şey yok. Son karar da ilişkileri bir üst kademeye geçirme adımı değil. Sadece daha önce üzerinde uzlaşıya varılmış bir anlaşmanın hayata geçirilmesi” şeklinde özetlemek mümkün.

Aslında Avrupa Birliği’nin yaklaşımı, söylemleriyle adımları arasındaki uçurumu gösteren bir niteliğe sahip. İstenmesi halinde bu anlaşmanın hayata geçmesini engelleme ya da erteleme yollarının gayet kolay şekilde bulunabileceği konusunda hiç şüphe olmasa da iki tarafın çıkarı da ilişkilerin belli bir düzeyde tutulmasını gerekli kılıyor.

2011’de Avrupa Birliği’ne 12.6 milyar euro düzeyinde ihracat yapan İsrail’in Avrupa Birliği’nden yaptığı ithalatın oranı da 16.8 milyar euro seviyesine ulaştı. Bu rakamlar da Avrupa Birliği’ni İsrail’in en büyük ticaret ortağı ve ABD’nin ardından ikinci büyük pazarı yapıyor. İsrail’in bölgesindeki rolü ve lobisinin gücü de ilişkilerde kötüleşmeye izin vermeyen diğer unsurları oluşturuyor.

İlişkileri “normal” şekilde yürütme kararlılığı sergilense de İsrail ile Avrupa Birliği arasında ciddi çatlaklardan bahsetmek de mümkün. Bunların başını da Hizbullah konusu çekiyor.

İsrail, özellikle Bulgaristan’da gerçekleştirilen saldırıdan sonra, Hizbullah’ın kesinlikle Avrupa Birliği’nin terör listesine alınmasını istiyor. Gerek Brüksel’deki toplantı öncesindeki temaslarda gerekse toplantıda bu konu önemli gündem maddelerinden birini oluşturdu. Lieberman, Hizbullah’ın artık listeye alınması gerektiği tezini işlese de bu talebine Brüksel’den olumlu yanıt alamadı. Toplantı sonrasında yapılan basın toplantısında konuyla ilgili bir açıklama yapan Kozakou-Marcoullis, Hizbullah konusunda Avrupa Birliği üyeleri arasında konsensüs bulunmadığını söyleyerek listeye dahil edilmesinin şu aşamada söz konusu olmadığı mesajını verdi.
XS
SM
MD
LG